Birleşmiş Milletler Uluslararası Hukuk Komisyonu Başkanı ve Rum tarafının eski Başmüzakerecisi Andreas Mavroyiannis, Kıbrıs sorununda yeni bir müzakere sürecinin başlatılması için geçmiş yıllara kıyasla daha elverişli koşullar bulunduğunu belirterek, Ada’daki liderlik değişimi, Doğu Akdeniz’deki jeopolitik gelişmeler ve Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkilerde gözlenen yeni hareketliliğin çözüm arayışları açısından önemli fırsatlar yarattığını söyledi.
Haber: Yusuf KANLI
(LEFKOŞA) – Birleşmiş Milletler Uluslararası Hukuk Komisyonu Başkanı ve Rum tarafının eski Başmüzakerecisi Andreas Mavroyiannis, Kıbrıs sorununda yeni bir müzakere sürecinin başlatılması için geçmiş yıllara kıyasla daha elverişli koşullar bulunduğunu belirterek, Ada’daki liderlik değişimi, Doğu Akdeniz’deki jeopolitik gelişmeler ve Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkilerde gözlenen yeni hareketliliğin çözüm arayışları açısından önemli fırsatlar yarattığını söyledi.
Uzun yıllar Kıbrıs müzakerelerinde Rum tarafının en önemli isimlerinden biri olarak görev yapan ve 2017 yılında Crans-Montana’da gerçekleştirilen son kapsamlı çözüm görüşmelerinde Rum tarafının Başmüzakereci olarak katılan Andreas Mavroyiannis, mevcut koşulların geçmişe kıyasla daha olumlu olduğunu ifade etti. Bununla birlikte, yeni bir sürecin başarıyla sonuçlanacağının garanti edilemeyeceğini vurgulayan Mavroyiannis, tarafların çözüm yönünde gerçek bir siyasi irade ortaya koyup koyamayacaklarının belirleyici olacağını kaydetti.
“Bugün geçmişte olduğundan daha iyi koşulların bulunduğuna inanıyorum” diyen Mavroyiannis, “Bütün temel aktörlerin süreçte hareket yaratmak için nedenleri var. Bu çabanın başarılı olup olmayacağını kimse öngöremez ancak yeni ve ciddi bir sürecin başlatılmasının mümkün olduğuna inanıyorum ve böyle bir girişimi memnuniyetle karşılarım” ifadelerini kullandı.
Mavroyiannis, mevcut ortamın oluşmasında üç temel unsurun öne çıktığını belirterek, bunların Kıbrıs Türk tarafında yaşanan liderlik değişimi, özellikle garantör ülkeler ve Doğu Akdeniz bağlamında şekillenen yeni jeopolitik ortam ile Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinde son dönemde gözlenen yeniden yakınlaşma çabaları olduğunu söyledi.
GAYRİRESMİ 5 ARTI 1 TOPLANTISINA DİKKAT ÇEKTİ
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in yıl sonunda sona erecek görev süresi öncesinde Kıbrıs konusunda yeni bir ivme yaratmaya çalıştığını belirten Mavroyiannis, bu çerçevede temmuz sonu veya ağustos başında yapılması planlanan gayriresmi 5 artı 1 toplantısının önemli bir fırsat oluşturabileceğini ifade etti.
“5 artı 1 formatı kendi başına Kıbrıs sorununun özünü müzakere eden bir mekanizma değildir” diyen Mavroyiannis, “Bu formatın yapabileceği şey, tarafların yeni ve ciddi bir sürece girmeye hazır olduklarını göstermesidir. Böylesi bir süreç yine iki boyutlu olacaktır. Bir yanda Birleşmiş Milletler himayesinde iki toplum lideri arasında yürütülecek iç boyut, diğer yanda ise garantör ülkeleri ilgilendiren güvenlik ve garantiler başlığı olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Mavroyiannis, yeni müzakere sürecinin hangi temeller üzerinde yükselmesi gerektiği konusunda ise “Şu anda hâlâ bazı engellerle karşı karşıyayız. Ön koşullar konusunda farklı yaklaşımlar bulunuyor ve müzakerelerin temelinin ne olacağı konusunda uzlaşıya ihtiyaç var. Benim açımdan bu temel Güvenlik Konseyi kararları, mevcut yakınlaşmalar ve 2017 yılında Crans-Montana’da ortaya çıkan çerçevedir” dedi.
ERHÜRMAN’IN YAKLAŞIMINI DEĞERLENDİRDİ
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın son dönemde ortaya koyduğu dört ilke ve müzakere metodolojisine ilişkin soruları da yanıtlayan Mavroyiannis, Erhürman’ı “rasyonel bir kişi” olarak tanımladı ve Kıbrıs’ın yeniden birleşmesine inanan bir siyasetçi olduğunu söyledi.
“Tufan Erhürman’ın Kıbrıs’ın yeniden birleşmesine inandığını ve bu doğrultuda çalışmaya hazır olduğunu düşünüyorum” diyen Mavroyiannis, buna karşın Erhürman’ın metodoloji olarak tanımladığı bazı unsurların Rum tarafında ön koşul olarak algılandığını ifade etti.
Özellikle siyasi eşitlik ve dönüşümlü başkanlık konularına değinen Mavroyiannis, bu unsurların çözümün parçası olması gerektiğini kabul ettiklerini ancak bunların geçmişte daha geniş bir uzlaşı paketinin içinde değerlendirildiğini belirtti.
Mavroyiannis, “Rum tarafı siyasi eşitliği ve dönüşümlü başkanlığı belirli modaliteler altında kabul etmiştir. Ancak bunlar güvenlik, garantiler ve askerler dahil olmak üzere daha kapsamlı bir paketin unsurlarıydı. Şimdi bunları bağlamından koparıp önceden ve tek başına talep etmek bazı soruları beraberinde getiriyor” dedi.
Erhürman’ın süreç başarısız olursa statükoya geri dönülmemesi gerektiği yönündeki yaklaşımına ilişkin olarak ise Mavroyiannis, başarısızlık senaryolarına odaklanmak yerine sürecin başarıya ulaşmasının hedeflenmesi gerektiğini belirterek “Müzakerelerin sonsuza kadar sürmemesi gerektiği konusunda hemfikir olabiliriz. Kaldığımız yerden devam edilmesi gerektiği konusunda da hemfikir olabiliriz. Ancak ülkeyi yeniden birleştirmeye çalışırken daha baştan ayrılığın şartlarını konuşmanın doğru yaklaşım olduğundan emin değilim. Enerjimizi başarısızlığa hazırlanmak yerine sürecin başarılı olmasına harcamalıyız” ifadelerini kullandı.
GÜVENLİK VE GARANTİLER BAŞLIĞI
Kıbrıs sorununun en hassas başlıklarından biri olan güvenlik ve garantiler konusunda son dönemde gündeme gelen NATO bağlantılı veya uluslararası destekli güvenlik düzenlemeleri hakkındaki görüşlerini de paylaşan Mavroyiannis, askeri ittifaklara ilkesel olarak mesafeli olduğunu söyledi.
“Askeri ittifakları ve militarist yaklaşımları sevmiyorum. Bunlar çözmeye çalıştığımız sorunun mantığıyla çelişiyor” diyen Mavroyiannis, bu tür yaklaşımların zaman zaman garantör ülkelerin güvenlik kaygılarını meşrulaştırabildiğini ve adada özel hak taleplerine zemin oluşturabildiğini savundu. Mavroyiannis, “Kıbrıs tam egemen ve bağımsız bir devlet olmalıdır. Hiçbir üçüncü ülkenin müdahale hakkı bulunmamalıdır. Böyle bir güvenlik düzenlemesi ancak tüm yabancı askerlerin çekilmesinin, garantörlük sisteminin kaldırılmasının ve müdahale haklarının sona ermesinin karşılığı olacaksa düşünülebilir” dedi.
HOLGUÍN’İN ÇABALARINA DESTEK, SONUÇLARA İLİŞKİN TEMKİNLİLİK
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in yürüttüğü temasları da değerlendiren Mavroyiannis, çözüm yönündeki tüm girişimleri desteklediğini ve Holguin’in çabalarının takdir edilmesi gerektiğini söyledi.
Buna karşın yakın dönemde somut sonuçlar elde edilip edilemeyeceği konusunda temkinli konuşan Mavroyiannis, “Holguin’in çabaları övgüyü hak ediyor. Ancak yakın zamanda olumlu sonuçlar elde edileceğinden emin değilim. Taraflarda gerçekten çözüm yönünde siyasi irade bulunduğuna henüz ikna olmuş değilim. Yine karşılıklı suçlamaların öne çıktığı bir sürece sürüklenebileceğimizden endişe duyuyorum” dedi.
Mavroyiannis, Kıbrıs’ta ilerleme sağlanabilmesinin tek yolunun ciddi ve sonuç odaklı müzakerelerin yeniden başlaması olduğunu belirterek, sürecin Birleşmiş Milletler kararları, Genel Sekreter’in ortaya koyduğu altı maddelik çerçeve ve bugüne kadar elde edilen yakınlaşmalar temelinde yürütülmesi gerektiğini kaydetti. Mavroyiannis, “Son kalan mesafeyi kat etmek için siyasi irade, kararlılık, iyi niyet, güven ve ortak bir gelecek vizyonu gerekiyor. Kıbrıs’ın yeniden birleşmesinin yolu buradan geçiyor” dedi.
Ümraniye Gündem, “Anadolu Yakası’nın Yükselen Gündemi” anlayışıyla ilçedeki hızlı gelişimi ve değişimi yakından takip eden; en güncel haberleri anlık, tarafsız ve güvenilir şekilde sunan güçlü bir haber platformudur.
Yorum Yap