Eski Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, yoksulluğa karşı YENİ Parti’nin çözüm önerilerini sıralayarak, “Bütün bu politikaları birbirinden bağımsız vaatler olarak değil, birbirini tamamlayan bir sosyal devlet programı olarak ele alacağız. Amacımız yalnızca yoksulluğun sonuçlarını hafifletmek değil, yoksulluğu yeniden üreten koşulları ortadan kaldırmaktır” dedi.
(ANKARA) – Eski Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, yoksulluğa karşı YENİ Parti’nin çözüm önerilerini sıralayarak, “Bütün bu politikaları birbirinden bağımsız vaatler olarak değil, birbirini tamamlayan bir sosyal devlet programı olarak ele alacağız. Amacımız yalnızca yoksulluğun sonuçlarını hafifletmek değil, yoksulluğu yeniden üreten koşulları ortadan kaldırmaktır” dedi.
Eski Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, 17 Ekim Yoksulluğun Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Gün dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Türkiye’de ve dünyada milyonlarca yurttaşın derin bir geçim sıkıntısıyla baş başa bırakıldığını belirten Nazlıaka, “Bu tablo bize çok açık bir gerçeği gösteriyor: Yoksulluk yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda bir insan hakkı ihlalidir. Üstelik bu ihlal kaçınılmaz bir kader değil, yanlış politikalarla derinleşen bir toplumsal sorundur. Bir ülkede kaynakların nasıl dağıtıldığı, vergilerin kimden nasıl toplandığı, emeğin nasıl ücretlendirildiği ve sosyal devletin nasıl işlediği siyasi tercihlerle belirlenir. Dolayısıyla yoksullukla mücadele de bir tercih meselesidir” ifadelerini kullandı.
TÜİK’in son Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması verilerine değinen Nazlıaka, gelir dağılımındaki adaletsizliği şu sözlerle eleştirdi:
“Araştırmaya göre en zengin yüzde 20’lik kesim toplam gelirin yüzde 48’ini alırken en yoksul yüzde 20’lik kesimin payı yalnızca yüzde 6,4’te kalıyor. Bu rakamlar, ülkemizdeki gelir adaletsizliğinin boyutunu açıkça ortaya koyuyor: Toplumun küçük bir kesimi gelirin neredeyse yarısını alırken milyonlarca insan temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Göreli yoksulluk oranı yüzde 13, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındaki nüfusun oranı ise yüzde 27,9. Başka bir ifadeyle, Türkiye’de her üç kişiden biri yoksulluk ya da sosyal dışlanma riskiyle karşı karşıya.
Sosyal devletin görevi yoksulluğu yönetmek, insanları yardımlara bağımlı hâle getirmek ya da ihtiyaç sahiplerini dönemsel desteklerle ayakta tutmak değildir. Sosyal devletin görevi, hiç kimsenin yoksulluğa mahkûm olmadığı bir yaşamın koşullarını oluşturmaktır.”
Çocuk yoksulluğunun alarm verdiğini belirten Nazlıaka, 2025 yılı verilerine göre 6 milyon 708 bin çocuğun yoksul kayıtlara geçtiğini ve çocuklarda yoksulluk oranının yüzde 31’e ulaştığını hatırlattı. Çocukların beslenme ve temiz suya erişim hakkının ailenin ekonomik gücüne bırakılamayacağını vurguladı.
Nazlıaka, kadınlarda yoksulluk oranının yüzde 18,9, istihdam oranının ise yüzde 32,5’te kaldığını belirtti. Kamusal bakım hizmetlerinin yetersizliği nedeniyle ücretsiz bakım yükünün kadınların omuzlarına yıkıldığını ifade etti.
YENİ PARTİ’NİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİNİ SIRALADI
Yoksullukla mücadelenin hak temelli ve bütüncül bir programla mümkün olabileceğinin altını çizen Nazlıaka, YENİ Parti olarak hayata geçirecekleri temel politikaları şöyle sıraladı:
“Temel vatandaşlık geliri: Her yurttaşın insanca yaşam koşullarına erişimini destekleyen temel vatandaşlık geliri uygulamasını hayata geçireceğiz. Sosyal destekleri hak temelli, kurumsal, şeffaf ve öngörülebilir bir sisteme dönüştüreceğiz. İnsanca ücret, güvenceli emeklilik: Asgari ücretin insanca yaşam koşullarını karşılayacak düzeyde belirlenmesini sağlayacak; emeklilerin gelirlerini temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri düzeye yükseltmeyi hedefleyen kalıcı bir gelir politikası uygulayacağız. Çocuklara eşit başlangıç: Çocuk yoksulluğuyla mücadeleyi öncelikli kamu politikası hâline getireceğiz. Her öğrencinin temiz içme suyuna ve sağlıklı bir öğün yemeğe erişimini sağlayacak; erken çocukluk dönemindeki beslenme sorunlarıyla mücadele edeceğiz. Kamusal bakım hizmetleri: Kreşleri, gündüz bakımevlerini, yaşlı ve engelli bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini yaygınlaştıracağız. Bakımı ailelerin ve özellikle kadınların tek başına üstlenmesi gereken bir yük olmaktan çıkarıp kamusal güvence altına alacağız. Herkes için güvenli ve erişilebilir konut: Sosyal konut stokunu artıracak, kiralık sosyal konut modelleri geliştirecek ve dar gelirli yurttaşların barınma hakkını güvence altına alacak politikalar uygulayacağız. Enerji yoksulluğuyla mücadele ederek ihtiyaç sahibi hanelerin temel enerji hizmetlerine erişimini destekleyeceğiz. Güvenceli çalışma ve emeğin korunması: Taşeron sistemini ortadan kaldıracağız. Hiçbir çalışanın güvencesizliğe mahkûm edilmediği bir çalışma yaşamını hedefleyeceğiz. Vergide adalet: Dolaylı vergilerin toplam vergi yükündeki payını kademeli olarak azaltacak, vergi sistemini daha adil hâle getirecek ve vergi yükünün dar gelirli yurttaşların üzerinde yoğunlaşmasını önleyecek düzenlemeler yapacağız. Bütün bu politikaları birbirinden bağımsız vaatler olarak değil, birbirini tamamlayan bir sosyal devlet programı olarak ele alacağız. Çünkü ücretler yükselirken kiralar kontrolsüz biçimde artıyorsa, çocuklara destek verilirken bakım hizmetleri yetersiz kalıyorsa ya da gelir desteği sağlanırken vergi yükü dar gelirlinin sırtında kalıyorsa yoksullukla kalıcı biçimde mücadele edilemez. Amacımız yalnızca yoksulluğun sonuçlarını hafifletmek değil, yoksulluğu yeniden üreten koşulları ortadan kaldırmaktır.”
Ümraniye Gündem, “Anadolu Yakası’nın Yükselen Gündemi” anlayışıyla ilçedeki hızlı gelişimi ve değişimi yakından takip eden; en güncel haberleri anlık, tarafsız ve güvenilir şekilde sunan güçlü bir haber platformudur.
Yorum Yap